to duck ne demek?



‘to duck’ eğilmek anlamına gelmektedir. ‘to duck’ deyiminin cümle içinde örnek kullanımını ve Türkçe açıklamasını aşağıda görebilirsiniz. -I saw the birds coming towards me and I ducked. (Bana doğru gelen kuşları gördüm ve eğildim.)

go it alone ne demek?



‘go it alone’ tek başına yapmak anlamına gelmektedir. ‘go it alone’ deyiminin cümle içinde örnek kullanımını ve Türkçe açıklamasını aşağıda görebilirsiniz. - Do you need help, or will you go it alone? (Yardıma ihtiyacınız var mı, yoksa tek başına mı yapacaksınız?)  

bread and butter ne demek?



‘bread and butter’ geçim kaynağı anlamına gelmektedir. ‘bread and butter’ deyiminin cümle içinde örnek kullanımını ve Türkçe açıklamasını aşağıda görebilirsiniz. -She’s a doctor, patients are her bread and butter. (O bir doktor, hastalar onun geçim kaynağıdır.)

KİŞİLİK VE KİŞİ TARİFİ (PERSONALITY A...



capable: yetenekli, becerikli I need a capable person to organize the meeting. (Toplantıyı organize edecek yetenekli birine ihtiyacım var.) cooperative: yardıma istekli, yardımcı If everyone is cooperative, our company will be successful. (Herkes yardıma istekli olursa, firmamız başarılı olacak.) protective: koruyucu, sahip çıkan (He is a ve [...]

2. SINIF İNGİLİZCE KELİMELERİ



  2. sınıf derslerinde öğretilen İngilizce kelimelerin Türkçe karşılıklarını aşağıdaki listede gösterdik.   İNGİLİZCE TÜRKÇE ambulance ambulans balloon balon cake kek doctor doktor electric elektrik football futbol e-mail elektronik posta gorilla goril garage garaj hamburger hamburger hotel otel [...]

ARABA PARÇALARI (CAR SPARE PARTS)



ARABA PARÇALARI (CAR SPARE PARTS)   accelerator: gaz brake pedal: fren pedalı clutch pedal: debriyaj pedalı fuel gauge: yakıt seviye göstergesi gear stick: vites kolu handbrake: el freni speedometer: hız göstergesi steering wheel: direksiyon temperature guage: hararet göstergesi warning light: uyarı lambası brakes: frenler clutch: debriyaj engine: taşıt motoru exhaust: [...]

CAUSATIVES (ETTİRGEN ÇATI)



Bir eylemin başkasına yaptırılması ya da başkasının yapmasına izin verilmesi anlamlarını ifade eder. Ettirgen yapılarda kullanılan filler make, have, get Causatives verbs:  make : force or cause have : request or employ get : persuade  

GÜNLÜK RUTİN İŞLER (MY DAILY ROUTINES...



GÜNLÜK RUTİN İŞLER (MY DAILY ROUTINES) İngilizce bir gününüzü anlatmanıza yardımcı olacak ayrıca günlük ödevlerinizi yapmanızı kolaylaştıracak kısa kompozisyonlar hazırladık. Günlük hayatta yaptığımız rutin işleri anlatırken geniş zaman kullanırız.   My Daily Routines ÖRNEK 1 I work as a gym instructor in a sports centre. I get up at 05:00 a.m. When I get up, I make a cup of [...]

PARTS OF SPEECH (CÜMLENİN ÖĞELERİ)



VERB (FİİL, EYLEM) run : koşmak come : gelmek drink : içmek NOUN (İSİM) door : kapı window : pencere vase : vazo ADJECTIVE (SIFAT) old : yaşlı beautiful : güzel dirty : kirli ADVERB (ZARF) well : iyi slowly : yavaş quickly : hızlı PREPOSITON (EDAT) in, on, at, from, behind, under, near PRONOUNS (ZAMİRLER) you, he, this, each, himself CONJUNCT [...]

İNGİLİZCE ÜLKE VE ŞEHİR TANITMA



Turkey, officially the Republic of Turkey, is a transcontinental country, located mostly on Anatolia in Western Asia and on East Thrace in Southeastern Europe. Turkey is bordered by eight countries: Bulgaria to the northwest; Greece to the west; Georgia to the northeast; Armenia, Iran and the Azerbaijani exclave of Nakhchivan to the east; and [...]